İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

İş Kazası Avukatı Nedir? Görevleri Nelerdir?

 

İş kazası avukatı maalesef özellikle Türkiye’de gelişen teknolojiyle birlikte her geçen gün azalması gerekirken, tam tersi ölçüde olabildiğince artmaya devam ediyor. Hem kanunlarda yer aldığı düşünülen açıklar, hem işverenlerin bu duruma olabildiğince kayıtsız kalması, hem de yazılı ve görsel basının sadece iş kazaları olduğu durumlarda böyle bir olgunun olduğunu hatırlamaları ne yazık ki iş kazalarının halen gündemin üst sıralarında bulunmasına yol açıyor. Bunun yanında uzun yıllar boyunca hukukçu olarak gözlemlediğimiz üzere bireylerin bu konu hakkında sahip olduğu haklardan olabildiğince habersiz olması, dikkate almaması, küçük ya da büyük herhangi bir iş kazasında kime ve ne şekilde başvuru yapacağını bilmemesi de dikkat çeken hususlar olarak göze çarpıyor. İşte tüm bu durumlarda iş kazası avukatı oldukça önem kazanıyor.

 

İş Kazası Avukatları Davalarda Ne Katkı Sağlar?

İş kazası avukatlarına günümüzde sıkça yaşanan iş kazaları neticesinde geçice ve kalıcı yaralanmalar, hatta bazen ölümler gerçekleşmekte olup bu durumlar karşısında iş kazası avukatı daha bir önem kazanmıştır. Söz konusu iş kazaları sebebiyle işverenlerin idari ve cezai sorumluluklarına gidilmesi mümkündür. Somut olayın özelliklerine göre durumun bir iş kazası olup olmadığının doğru bir şekilde değerlendirilmesi ve bu yönde tespit yapılması gerekmektedir. İşte gerek bu noktada gerekse yaşanılan zararların tazmini hususunda iş kazası avukatı büyük rol oynayacaktır.

 

İş kazası, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesinde tanımlanmıştır. Bu tanıma göre bir olayın iş kazası olarak tanımlanabilmesi için bazı şartların varlığı aranmaktadır. Öncelikle kazanın, sigortalı olarak çalışan işçinin işyerinde bulunduğu sırada gerçekleşmiş olması gerekir. İşveren tarafından verilen bir işin ya da görevin ifası sebebiyle işçinin işyeri dışında bulunduğu durumlarda kaza geçirmesi halinde de iş kazasından bahsetmek mümkündür. Aynı zamanda emziren kadın işçinin çocuğuna süt vermek için ayrılan zaman dilimlerinde de iş kazası yaşaması kanunda mümkün görülmüştür.

 

İşveren tarafından işçinin işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi sebebiyle asıl işini yapmaksızın geçen zaman diliminde veya işveren tarafından taşıma amacıyla tahsis edilmiş olan işyeri servislerinde işe geliş ya da gidiş zamanlarında meydana gelen ve işçiyi bedenen ya da ruhen zarara sokan kazalar iş kazası tazminatı olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla şunu belirtmeliyiz ki iş kazası nedeni ile işverenin sorumluluğuna gidilebilmesi için iki temel koşul aranmaktadır. Birincisi, kazanın meydana geldiği esnada işçinin işverenin sorumluluğu altında bulunmasıdır. İkincisi ise işçinin işi mahiyeti icabı tehlike arz etmesi ya da işverenin işçiyi koruma ve gerekli önlemleri alma borcuna riayet etmemiş olmasıdır. Bu durumda iş kazasının gerçekleşmiş olduğu kabul edilir.

 

İş kazasının doğru tespit edilmesi ve bu durumda işçinin haklarının tam anlamıyla savunulabilmesi için alanında uzman bir iş kazası avukatına danışılması büyük önem taşımaktadır. Aksi halde iş kazası sonucunda uğranılan bedensel ya da ruhsal zararın tazmin edilmesi mümkün olmayacak ve hak kayıpları yaşanılması kaçınılmaz olacaktır. Bu nedenledir ki iş kazası avukatının önemi yadsınamayacak derecede fazladır.

 

İş kazası meydana geldikten sonra eğer haber verebilecek durumdaysa işçi; değilse iş arkadaşları, görgü tanıkları ya da işveren kolluk birimine durumu bildirmelidir. Kolluk birimine yapılacak olan bildirim olay yerindeki delillerin toplanabilmesi adına büyük önem arz etmektedir. İşveren hakkında açılacak olan ceza soruşturması bakımından da delillerin ilk anla toplanması daha iyi olacaktır. İş kazası avukatına kazanın gerçekleşmesinden hemen sonra başvurulması sürecin doğru ilerleyebilmesi ve işçinin haklarının korunabilmesi adına önem taşır. Dolayısıyla kazadan sonra hemen bir ankara iş kazası avukatı ile iletişime geçilmelidir.

 

İş kazası meydana geldikten sonra kolluk birimin yanı sıra durumun SGK’ya da bildirilmesi gerekmektedir. Kuruma yapılacak olan bildirimle birlikte kurum tarafından görevlendirilmiş olan müfettiş kazaya ilişkin soruşturmayı başlatacaktır. Yetkili müfettişler inceleme neticesinde iş kazasının meydana geldiğine kanaat getirirlerse bu durumda işçiye geçici iş göremezlik ödeneğinin sağlanması gerekecektir. Bu yerler dışında en yakın Bölge Çalışma Müdürlüğü’ne de iş kazasının bildirilmesi gerekmektedir. Müdürlük tarafından görevlendirilen müfettişler de gerekli inceleme ve araştırmaları gerçekleştirecek ve işverenin kusurlu olup olmadığını, varsa kusurunun derecesini belirleyecektir.

 

Söz konusu inceleme ve araştırmaların görevli kişiler tarafından yapılması sonucunda işveren hakkında idari ve cezai soruşturma başlatılacaktır. Yapılan soruşturma sonucunda mevzuatta belirtilen kriterlere uyulmamış olduğu tespit edilirse idari para cezasına ya da işyerinin kapatılmasına karar verilmesi mümkündür. Ceza soruşturması sonucunda ise ceza davasının açılıp açılmayacağına ve işveren ya da işveren vekillerinin yargılanıp yargılanmayacağına karar verilecektir. Tüm bu konular hukuki bilgi ve deneyimi gerektirdiğinden dolayı iş kazası avukatına danışılması ve kendisinden somut olayın özelliklerine göre daha detaylı bilgi alınmalıdır.

 

İş Kazası Avukatı ile Maddi ve Manevi Tazminat Davası

 

İş kazalarından doğan davalarda görevli mahkeme İş Mahkemesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Yetkili mahkeme ise işverenin ikametgahı ya da iş kazasının gerçekleştiği yer mahkemesidir. Davayı, yaşıyor olduğu takdirde kazayı geçiren işçi açacaktır. İş kazası sonucunda bedensel ya da ruhsal zarara uğrayan işçi yaşadığı elem, acı, keder ve korkudan dolayı işverene karşı manevi tazminat davası açabilmektedir. Bunun yanı sıra işçi, maddi tazminat davası açma hakkına da sahiptir. Her iki davanın açılmasında ve sürdürülmesinde alanında uzman bir iş kazası avukatından hukuki destek alınması faydalı olacaktır.

 

İş Kazası Avukatı Arıyorum

İş kazası nedeniyle açılacak olan maddi tazminat davasında tedavi giderleri talep edilebileceği gibi çalışamamaktan doğan zararların tazmini de mümkündür. Ancak SGK tarafından karşılanan masrafların bu davada karşı taraftan talep edilmesi mümkün olmayacaktır. Zira bunları talep etmek dürüstlük kuralına da aykırı bir hareket oluşturacaktır. SGK gerekli hastane masraflarını ödemekle beraber geçici iş göremezlik ödeneğini de sağlayacaktır. Ancak kurumun işverene rücu hakkı saklıdır. İş kazası neticesinde alınacak olan tazminatın hesaplanmasında işverenin kusur oranı önem taşıdığı gibi SGK tarafından yapılan yardımların indirilmesi de önem taşıyacaktır. Bu konular geniş bir hukuki bilgi birikimini gerektirdiğinden dolayı hem davanın açılmasında hem de yürütülmesinde alanında uzman bir iş kazası avukatına danışmak olası kayıpların önlenmesi bakımından faydalıdır.

 

İş Davalarında İstinaf ve Temyiz Yolu

İş davalarında istinaf ve temyiz yolu açıktır. Fakat ilgili düzenlemeye göre direkt olarak temyiz başvurusu yapılamayacak, taraflar ilk olarak istinaf kanun yoluna başvuracaktır.

 

İş davalarında istinaf mahkemelerine başvuru süresi ilk derece mahkemesi kararının taraflara tebliğ edildiği tarihten itibaren 2 hafta olarak belirlenmiştir. Ancak bu kanun yolu her karar için geçerli değildir. HMK m.341 uyarınca miktar veya değeri her yıl belirlenen parasal istinaf sınırını aşmayan davalarda istinaf kanun yoluna başvuru yapılamayacaktır. Bu durumda temyize de gidilemeyeceği açıktır. Fakat bu sınırı aşan diğer davalarda İş Mahkemeleri Kanunu m.8 haricinde her karar için istinaftan sonra temyiz yoluna başvurulabilir. Bunun için de yine HMK m.362’de belirlenen parasal temyiz sınırının aşılmış olması gerekmektedir.

 

İş davalarında temyize başvuru yolları anılan Kanun ve ilgili maddede bazı istisnalar sayılarak kapanmıştır. Buna göre temyiz edilemeyen kararları şu şekilde saymak mümkündür:

 

İşveren tarafından toplu iş sözleşmesi ya da işyeri düzenlemeleri uyarınca disiplin cezalarının iptali istemiyle işçinin açtığı davalarda verilen kararlar

Bir toplu iş sözleşmesinin yorumundan doğan davalarda verilen kararlar

İş sözleşmelerinin feshedilmesinin geçerli olup olmadığının tespitine ilişkin, işe iade davalarında verilen kararlar

İşyeri sendika temsilcisinin sözleşmesinin feshedilmesi neticesinde açılan feshin geçersizliğine ilişkin davalarda verilen kararlar

Yasadışı grev veya lokavtın tespiti için açılan davalarda verilen kararlar

Toplu iş sözleşmesi yapılacak işyerlerinin işletme niteliğini haiz olup olmadığının tespiti için açılan davalarda verilen kararlar.

İş Davalarında Vekaletname

İş davalarında vekaletname diğer davalarda olduğu gibi yalnızca bir Baroya kayıtlı avukata verilebilecektir. Bu vekaletname kişinin kendisini mahkemede temsil etmesi, dava sürecinin takip edilmesi ile gerekli iş ve işlemlerin yapılması için verilmektedir. İş davalarında vekaletname yalnız bir avukata verilebileceği gibi birden fazla avukat ile temsil de mümkündür.

 

İş davalarında vekaletname her ne kadar zorunlu olmasa da dava açılmadan önce yapılan hazırlık, dilekçeler aşaması, davanın takip edilmesi ve hukuka aykırı delillere itiraz edilmesi, tanıkların ve delillerin tespiti ile mahkemeye sunulması, bu delillerin değerlendirilmesi vb. işlemlerin hukuki mevzuata hakim bir iş hukuku avukatı tarafından takip edilmesi süreci hızlandırmaktadır. Sürecin hızlı ilerlemesinin yanında doğru ilerlemesi ve mahkemeden beklenilen sonucun alınması anlamında da iş davalarında avukata vekaletname verilmesi faydalı olmaktadır.

 

İş davalarında vekaletname ücreti temel olarak Avukatlık Ücret Tarifesi’ne göre belirlenmekle beraber temsil eden avukatın bilgi birikimine, tecrübesine, bulunduğu şehir veya yaptığı iş ve işlemlere göre değişiklik gösterebilmektedir. Bu anlamda kesin bir ücret belirtmek mümkün değildir. 

 

İş Kazası Davalarında Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Destekten yoksun kalma tazminatı, ölenin desteğinden yoksun kalan kimselerin başvurabileceği bir yoldur. Bu nedenle iş kazası neticesinde bir ölüm gerçekleşmişse ölenin yakınları söz konusu tazminatı alabilmek adına dava açabileceklerdir. Ancak bunun için ölen kişi ile tazminat talebinde bulunan kişi arasında bir destek ilişkisi var olmalıdır. Destek olan kişinin ölmesi sonucunda destekten yoksun kalan kişi ya da kişilerin zarara uğramış olmaları da bu tazminat davasını açabilmek için aranan şartlar arasında yer almaktadır. Ancak manevi zararların destekten yoksun kalma tazminatı çerçevesinde talep edilebilmesi mümkün değildir. Aynı zamanda işçinin ölümünde buna sebebiyet verilmiş olması gerekmektedir. Kusur olmaksızın ölüm gerçekleştiği takdirde sorumluluk söz konusu olmayacağından dolayı destekten yoksun kalma tazminatının da talep edilmesi mümkün olmayacaktır.

 

Destekten yoksun kalma tazminatı kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olmadığından dolayı bunun üçüncü kişilere devredilmesi mümkündür. Aynı zamanda bu tazminatın talep edilebilmesi için destek olan kişi ile destek gören kişi arasındaki ilişkinin karşılıksız olması gerekmektedir. Aksi takdirde bu ilişki bir sözleşmesel ilişki haline dönüşecektir. Ayrıca destek olma, süreklilik ve devamlılık arz etmelidir. Destek, destek görenin yaşam standartlarını yükseltmekten ziyade onun temel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olmalıdır. Tüm bu şartların varlığı halinde sorumlu kişilere karşı destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunulabilecektir. Bu konuda bir iş kazası avukatına danışılması her bakımdan faydalı olacaktır.

 

İş Kazası Bildirimi Nedir?

İş kazası bildirimleri bu tarz can sıkıcı durumlar için üzerinde ilk durulması gereken husus olarak göze çarpıyor. Tanım olarak, meydana gelen bir olayın iş kazası olarak nitelendirilebilmesi için, çalışan kişinin sigortalı olması ve vuku bulan olayın işveren tarafından faaliyet gösteren iş yerlerinin birinde olmuş olması gerekmektedir. Tabi bunların yanında işveren tarafından yürütülmekte olan bir iş sırasında meydana gelmesi de gerekiyor. Yani örneğin çalışan bireyin öğle yemeği sırasında başka bir mekanda geçirdiği kaza iş kazası olarak sayılmıyor. İş kazası avukatı olarak iş kazası bildirim sürelerinden bahsetmemiz gerekirse;

 

Bu konuda 5510 numaralı sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu 4/a bendine göre, yazılı hizmet akdiyle bir veya birden daha fazla işveren tarafından ücretli çalıştırılan sigortalıların (işçilerin) iş kazası geçirmeleri durumunda; işverenleri tarafından derhal işyerinin tescilli bulunduğu sosyal güvenlik kurumuna kazadan sonraki üç iş günü içerisinde;

Türkiye ile sosyal güvenlik anlaşması imzalamamış ülkelerde iş yapan işverenler tarafından yurt dışına götürülen işçilerle alakalı herhangi bir iş kazası oluşması durumunda aynı şekilde işveren tarafından gerekli kuruma kazadan sonraki üç iş günü içerisinde haber verilmesi;

5510 numaralı maddenin (b) bendi kapsamında kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmakta olan sigortalıların (örneğin eski bağ-kurlular) iş kazası geçirmeleri durumunda, durumu bildirecek duruma geldikleri günden sonraki üç iş günü içerisinde;

Yukarıda bahsedilen haller dışındaki durumlarda ayrıca 4857 numaralı kanun çerçevesinde iş yerlerinde meydana gelmiş olan iş kazası ya da meslek hastalığı tespiti, olayın meydana geldiği günden itibaren iki iş günü içerisinde şirketin tescil edildiği çalışma ve sosyal güvenlik bakanlıklarına bağlı bölge müdürlüklerine bildirmek zorundadırlar.

Son olarak meydana gelen iş kazalarının işverenler tarafından derhal kazanın olduğu yerdeki kolluk kuvvetlerine de bildirilmesi gerekmektedir. Tüm bunlardan sonra iş kazası avukatı devreye girebilir.

İş Kazasında Yapılması Gerekenler

İlk yapılması gereken husus olay yerine sağlık personelinin çağrılması ve diğer çalışanlar için de çalışma ortamının güvenliğinin sağlanmasıdır. Eğer çalışılan iş yerinde sağlık personeli ve hekim varsa öncelikli olarak bu kişilerin olay yerine intikalleri sağlanmalıdır. Hemen ardından olayın resmi bir boyut kazanabilmesi ve kayıt altına alınabilmesi için de kolluk kuvvetlerine haber verilmelidir. Eğer ortamda yangın ihtimali varsa derhal itfaiyenin de olay yerine çağrılması sağlanmalıdır. Ayrıca ortamdaki güvenlik önlemlerinin alınması da hemen sonraki adım olarak göze çarpmaktadır. Tüm bu durumlardan sonra hukuki olarak çalışanın tüm haklarının iş kazası avukatı tarafından korunacağı unutulmamalıdır. Topo Hukuk Bürosu iş kazalarında, çalışanın ve iş verenlerin tüm yasal haklarını korumada ve kullanmada başvuracakları çok önemli bir adres durumundadır.

 

İş Kazası Çeşitleri Nelerdir?

İş kazaları bir çok alanda gerçekleşebilir. Bu anlamda bazılarından örnekler vererek iş kazası nedir hakkında sizleri kısaca bilgilendirmek istiyoruz.

 

Meslek Hastalıkları: İş yerinden kaynaklanan bulaşıcı hastalıklar, işçinin işveren faaliyeti sebebiyle mesleki olarak bünyesinde sıkıntı yaşaması meslek hastalığı olarak nitelendirilir. Bu durumda iş veren faaliyetini yaparken gerçekleştiği için iş kazası tanımı içinde yer almaktadır.

 

Trafik Kazası: Yine iş veren için çalışırken yaşanan trafik kazaları da iş kazası tanımı içinde yer alır. Ör: Motorlu kurye olan bir işçinin kargo taşırken geçirdiği kaza trafik kazası ama bunun bütününe iş kazası denir. Zira çalışırken gerçekleşen kazalar iş kazası tanımı içinde yer almaktadır.

 

Sektörel olarak örnekler verecek olursak;

 

İnşaat Kazaları: Bu kazalar ülkemiz bazında bakıldığında çok sık rastlanan türlerdendir. Zira inşaat sektörü ülkemizde çok gelişmiş ve bünyesinde yüzlerce işçi barındırmaktadır. Genelde inşaatlarda gerçekleşen kazalar şöyledir.

 

Yüksekten düşme

İnşaat malzemesi altında kalma

Kazı alanına düşme

Fosseptik çukuru kazaları

Sivri uçlu malzeme yaralamaları

Uzuv sıkışmaları ve kopmaları

İşçinin makine araç kullanımı esnasında oluşan kazalar

Kepçe veya kamyon gibi araçlarla diğer çalışanlara verilen hasarlar

Şantiye alanında oluşan trafik kazaları

Elektrik çarpmaları

Yapıların yıkılması

İskele kazaları düşme vs.

Çatıdan düşmeler

Merdiven kazaları

El merdiveninden düşme

Yük asansör kazaları

Asansör boşluğuna düşme

Elle malzeme taşınırken yaşanan kazalar

İşçi izinli de olsa iş yerine ziyarete geldiğinde kaza geçirmesi

İşçinin iş yerinin avlusunda yürürken düşmesi

İşçinin evde eşiyle kavga edip, iş yerinde intihar etmesi

İş yerinin yemekhanesinde yemek yerken boğazına yemek kaçması sonucu boğularak ölmesi

Dinlenme saatlerinde top oynarken ayağının kırılması

Bahçedeki meyve ağacından düşerek kolunun kırılması

İş yerinde havuz varsa, yüzme bilmeyen işçinin serinlemek amacıyla havuzu girip boğularak ölmesi

İş yerindeki banyoda duş alırken elektrik akımına kapılarak ölmesi

İşçinin sözlü uyarılara kulak asmayıp, kullanmaması gereken ve arızalı olduğu bildirilen asansörde boşluğa düşmesi sonucu ölmesi

İşçinin asit kuyusuna düşerek ölmesi

İşçinin kalp krizi geçirmesi

Servis aracının kaza yapması sonucu işçilerin ölmesi.

İstiflenen malzemelerin altında kalmalar

gibi kazalar iş kazası tanımı içinde yer alır. İş kazalarını sektörel olarak inşaat alanından başladık ancak yüzlerce sektörde bu tarz kazalarla karşılaşmak mümkündür.

 

Türkiye’de En Çok İş Kazası Yaşanan Meslekler

Ülkemizde iş kazaları çok yoğun olarak yaşanmaktadır. İş kazalarının en yoğun olduğu sektörler ise şunlardır.

 

Gemi: Gemicilik sektöründe yükleme işlemleri esnasında ve gemi yapım aşamalarında tersanelerde sürekli kazalar yaşanmaktadır.

Tekstil: Bu sektörde ise makine dikim esnasında yaşanan kazaların yanında elektrik çarpması, ütü yanıkları ve yükleme esnasında kazalar yaşanmaktadır.

Taşımacılık: Lojistik sektöründe yük indirme bindirme ve trafikte ciddi sıkıntılı durumlar yaşanmaktadır.

Otomotiv: fabrika kazaları ve araçların taşınması transferinde de kazalar görülmektedir.

Madencilik: Ülkemizde en fazla kazanın olduğu diğer alan maden sahalarında yaşanan göçükler gaz patlamaları vs. gibi kazalardır.

Taş Ocakları: Taş ocaklarında da ciddi kazalar yaşanmaktadır.

Ulaşım: Ulaşım sektöründe çalışanlarda çeşitli nedenlerle kaza yaşamaktadırlar.

Kanalizasyon ve Altyapı: Bu alanda hizmet veren işçilerde bir çok sıkıntı ile karşılaşarak kazalar yaşayabilmektedirler.

Ülkemizde yapılan araştırmalarda eğitim seviyesi arttıkça kazaların azaldığı tespiti yapılmıştır.

 

İş Kazası Sonrası Neler Yapılmalıdır?

Bir iş kazası gerçekleştiğinde, işçinin; polise, doğrudan savcılığa, hastanede tedavi görüyor ise hastane personeli ve her hastanede bulunması gereken hastane polisine, bölgedeki zabıtaya bilgi vermesi gerekmekte ve olayın bir iş kazası olduğunu kayıtlara yansıtılması için beyanda bulunması gerekmektedir.

 

Kendi çalışanının yaşadığı kaza sonrası işveren de kolluk kuvvetleri ve SGM'ye bilgi vermek mecburiyetindedir. Eğer işverenler bu bilgi verme görevini yapmıyorsa, aynı iş yerinde çalışanlar ve sair üçüncü kişiler bu bildirimleri yapabilirler.

 

İş Kazasının Tespiti Nasıl Yapılır?

Kazayla alakalı olarak SGK Bölge Müdürlüğü’ne başvurulmasından sonra, bölge müdürlüğünden olay yerine hemen müfettişler gönderilir. Bölge Müfettişleri geçirilen iş kazasına dair hastane kayıtları, işçilerin beyanları vesair delilleri değerlendirir. Böylece müfettiş bir iş kazası raporu veya iş kazası tutanağı düzenler. Rapora göre, gerçekleşen olayın iş kazası olup olmadığına karar verilir.

 

Hastanelerin Kaza Sonrası Sorumlulukları

Sağlık hizmeti sunucuları kendilerine intikal eden iş kazalarını, yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucuları ise meslek hastalığı tanısı koydukları vak'aları en geç on gün içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirmek zorundadır.

 

Kazaya Dair Müfettiş İncelemeleri

Müfettişler kaza yerinde inceleme yaparken, kazaya uğrayan işçi eğer durumu orada olabilecek kadar iyiyse mutlaka orada bulunmalıdır. Eğer kazaya uğrayan işçi orada bulunabilecek durumda değilse, olayı gören çalışan arkadaşları var ise, mutlaka müfettişlere bilgi vermelidirler. Müfettiş de raporlarına bu kazayı gören işçilerin isimlerini tanık olarak yazmalıdır.

 

İş Kazası ve Meslek Hastalığından Sağlanan Haklar Nelerdir?

 

Sigortalıya, iş göremezlik ödeneği verilmesi.

Sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanması.

İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine gelir bağlanması.

Gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi.

İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalı için cenaze ödeneği verilmesi gibi hakları vardır.

İş Kazası ve Meslek Hastalığı Sigortasından Kimler Yaralanabilir?

İş sözleşmesi ile çalışanlar

Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar ile köy ve mahalle muhtarları

Ceza İnfaz Kurumları ile Tutuk evlerinde çalışan hükümlü ve tutuklular

Aday çırak, çırak ve stajyerler

Harp Malulleri ile Vazife Malulleri

Türkiye İş Kurumu kursiyerleri

Sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurt dışındaki iş yerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçileri

İntörn öğrenciler

Tarım ve orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışan sigortalılar. Vb. durumlarda olan kişiler bu sigorta hakkından faydalanabilmektedirler.

Meslek Hastalığı Nedir?

Meslek hastalığı, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 14. Maddesinde şu şekilde tanımlanmıştır; “Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir.” denilebilir.

 

Meslek Hastalığının Tespiti Nasıl Yapılır?

5510 sayılı kanuna göre sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun tespiti kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından yapılır. Düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi, kurumca gerekli görüldüğü hallerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi sonucu meslek hastalığı Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilir.

 

Meslek Hastalığı Hakkında Tazminat Ödeme Süreci?

Meslek hastalığına yakalanan işçi maddi ve manevi zararlarının tümünün karşılanması istemiyle tazminat davası açabilir. Meslek hastalığının sonucunda sigortalı işçinin tedavi masrafları, çalışmadığı süreç içerisinde yoksun kaldığı kazancı, çalışma gücünün eksilmesi sebebiyle ilerde kaybolacak ekonomik menfaatleri maddi tazminat davası ile talep edilir. Bu dava sonucunda ödenecek tutar Sosyal Güvenlik Kurumu’nun ödediği miktardan eksik kalan tutar ile sınırlıdır. Ödenecek tutar hesaplanırken işçinin en son aylık geliri, işçi ve işverenin kusurlarının oranları ve işçinin maluliyet oranı olmak üzere üç unsur dikkate alınır.

 

Manevi tazminat talebi ise, kişilik değerleri saldırıya uğrayan kişinin isteyebileceği bir tazminat türüdür. Bu durumda meslek hastalığı sebebiyle yaşamı, sağlığı, ruh ve vücut bütünlüğü bozulan herkes manevi tazminat talebinde bulunabilir. Meslek hastalığı sebebiyle ölüm halinde; ölen işçinin desteğinden yoksun kalan kişiler maddi tazminat davası açabilir. Ölüm nedeniyle açılan maddi tazminat davalarında hükmedilen tazminata ”Destekten Yoksun Kalma Tazminatı” denilmektedir. Ölen işçinin eşi, çocukları, anne-babası veya ölenin kendisine destekte bulunduğunu ispat edebilen herkes maddi ve manevi tazminat davası açabilir.

 

Meslek Hastalığı Nasıl Bildirilir?

6331 sayılı kanuna göre sağlık hizmet sunucuları tarafından meslek hastalığı bildirimi, genelge ekinde yer alan İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirim Formu ile yapılacaktır.Bildirim Formu işverenlerce elektronik ortamda gönderilebileceği gibi, kâğıt ortamında da İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirim Formu ile doğrudan ya da posta yoluyla Kurumun ilgili birimine gönderilebilecektir. 5510 sayılı kanuna göre ise meslek hastalığı bildirimi, kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların işverenlerince, (b) bendi kapsamındaki sigortalılar için ise kendilerince E-Bildirim programı ile yapılabileceği gibi, işveren sicil numarası ve E-Bildirge şifresi olmayan 4/1-b sigortalıları, Kanunun 5. maddesinde belirtilen sigortalılardan E-Bildirim sistemini kullanamayan işverenleri ile Ek-5 ve Ek-9 uncu maddesine tabi çalışan sigortalılar tarafından kâğıt ortamında doğrudan ya da posta yoluyla da Kuruma gönderilebilecektir.

 

Kalp Krizi Meslek Hastalığı Mıdır?

İş yerindeki çeşitli psikolojik ve fiziki baskılar, birtakım adaletsizlikler, fazla çalışma temposu gibi sebeplerle işçi kalp krizi geçirebilir. İşçi bu gibi sebeplerle kalp krizi geçirdiyse bu durum işle ilgili bir hastalık olarak değerlendirilebilir ancak meslek hastalığı olarak değerlendirilemez.

 

Bel Fıtığı Meslek Hastalığı Mıdır?

Bel fıtığının meslek hastalığı olarak kabul edilebilmesi için fıtık oluşmasına sebep olan eylemin yapılan iş ile ilgili, çalışma saatleri ve alanı içerisinde olması gerekmektedir. Fakat belirtmek gerekir ki bel fıtığının meslek hastalığı olup olmadığı halen bir tartışma konusudur.

 

Solunum Yolu Hastalıkları Meslek Hastalığı Mıdır?

Solunum yolu hastalıkları meslek hastalığıdır hatta meslek hastalıklarının önemli bir bölümünü çeşitli tozlar, gazlar, kirli hava ve küçük partiküllerin meydana getirdiği solunum yolu hastalıkları oluşturmaktadır.

 

Meslek Hastalığı Davasında Zamanaşımı

Meslek hastalığı tazminat davası zamanaşımı süresi 10 yıldır ve zamanaşımı süresi failin ve zararın öğrenildiği tarihten itibaren başlar.

 

Meslek Hastalığında İşveren Mali Sorumluluk Sigortası Önemi

Sorumluluk sigortası işverene sağladığı ciddi avantajlar vardır. Meslek hastalığı davalarında dava sonucunda ortaya çıkabilecek maddi ve manevi tazminatlar teminat altına alınabilmektedir. Bu sigorta, işverene üzerinde bulunan hukuki sorumluluk nedeniyle işverene hizmet akdi ile bağlı ve sosyal sigortalar kanununa tabi işçiler tarafından işverenden talep edilebilecek ve SSK’nın sağladığı yardımların dışındaki tazminat taleplerini tazmin etmektedir.

 

İş Kazalarında İşveren Sorumluluğu

İş kazalarını önleme bakımından, işverenin sadece işçisine koruyucu malzeme vermesi işvereni sorumluluktan kurtarır mı? Bu soru ile çok sık karşılaştığımızdan cevap vermek istiyoruz. Korucuyu malzemeden eğitimlere kadar her türlü tedbiri almak iş yeri sorumluluğundadır. Yani işverenler iş yerlerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine işçiler tarafından uyulup uyulmadığını sürekli denetleyeceklerdir. Örneğin koruyucu malzemeyi bulundurmakla yetinmeyecekler, denetim sonucu bunların kullanılmasını da sağlayacaklar, kullanmayanlara disiplin cezası uygulayabileceklerdir.

 

Kamu Yerlerinde Yaşanan Kazaların Durumu

Devlet kurumlarında yaşanan kazalarda illiyet bağı oluşturulabiliyor ise kurumun sorumluluğu vardır. Genelde devlet dairelerinde yaşanan kazalarda idare ile çalışanlar orta yol bularak konuyu uzlaşı ile sonuçlandırmaktadırlar. Ancak bazı durumlarda Arıkan Hukuk gibi konunun uzmanı bürolardan destek alarak davalar sonuçlandırılmaktadır.

 

İş Kazasında İşverenin Kusuru

İş kazasında işverene kusur sorumluluğu nispetince verilir. Örnek verecek olursak; Kesintisiz sürüş yapan şoförün kaza yapması kaçınılmazdır. Bu durumun önlemini almayan firma kusurlu sayılır. Ancak kaza dış etmenlerden dolayı oluşmuş ise işverenin kusuru oluşmayacaktır. Aradaki hassas denge maddelerle belirlenmiştir. Örneğin iş yerine koli getiren kargo görevlisinin iş yeri çalışanını yaralaması veya öldürmesi olayı bir iş kazası sayılacak ancak illiyet bağı kesildiği için işveren sorumlu olmayacaktır.

 

Birden Fazla İşveren Varsa Kazada Sorumlu Kim Olacaktır?

Aynı iş yerinde birden fazla işveren varsa meydana gelen iş kazasından kim sorumludur? Bu soruda sık bizden istenen bilgiler arasında yer almaktadır. Şayet aynı iş yerinde birden fazla gerçek kişi işveren varsa birlikte hukuki sorumluluk söz konusu olur. İş yerinde sadece ortaklığı bulunan işverenin varlığı halinde ise, hukuki sorumluluk soyut işverene de ait olur. İş yerinin işvereni bir gerçek kişi ise cezai açıdan sorumluluk bu işverene aittir. Aynı iş yerinde birden fazla gerçek kişi işveren varsa o zaman iş mevzuatına ilişkin yükümlülükleri yerine getirmeyen ve o konuda yetkili kılınmış olan işveren cezai sorumluluğun muhatabı olur. Başka bir deyişle, somut-soyut işveren ayrımı sorumluluk yönünden önem taşımakta, hukuki sorumluluk soyut işverene ait olmakta; cezai ve idari sorumluluk somut işverene yüklenmektedir.

 

İş Kazası İşçiden Kaynaklı İse

İş kazasının, kazalı işçinin kendi kusuruyla meydana gelmesi durumunda, işverenin sorumluluğu var mıdır? Burada kusurlar belirlenir.

 

Kaza gören işçinin kusuru: İşçinin kaza halinde ağır kusuru varsa, uygun illiyet bağı kesilir ve işverenin sorumluluğu aranmaz.

 

Üçüncü kişinin kusuru: İşverenin kazadan doğan sorumluluğunu ortadan kaldıran sebeplerdendir. Örneğin; işverene ait bir araç içinde seyreden işçi, karşı yönden gelen bir araç ile çarpışma sonucu sakatlanmıştır. Kazanın oluşmasında karşı yönden gelen bir başka araç % 100 oranında kusurlu bulunması nedeniyle sakatlanma ile yürütülen iş (eylem) arasındaki illiyet bağı kesildiğinden işveren kazadan sorumlu tutulamaz.

 

İş Kazası Sonrası Bireyin Yakınlarının İş Verenden Talepleri

İş kazası sonucu ölen veya yaralanan işçi yakınları, işverenden ne gibi hak talebinde bulunabilir? Ölen/yaralanan çalışanın yakınları, destekten yoksun kalma tazminatı, iş kazasından doğan kalıcı sakatlık için bir tazminat bedeli, meslekte kazanma gücünün kaybı talepleri ile, iş kazasından dolayı hastane masrafları, özel bakım ücreti bedellerini dava konusu yapabilecektir.

 

İş Kazası Sonucu Yaralanan Çalışanın Talepleri

Bir iş kazası sonucu yaralanan işçi, çalışamamasından kaynaklanan ücret kayıplarının yanında, iş gücü kaybı nedeniyle ileride elde edemeyeceği ücretlerini, tedavi masraflarını, bunlar için yapılan ek masrafları (yol gideri gibi) ve iş kazası nedeniyle uğradığı zararların tamamını işverenden isteyebilir. Elbette burada işverenin kusuru önem kazanmaktadır. Kusur olduğunu varsayarak bunları talep edebilir.

 

İş Kazası Dolayısıyla İşçi Manevi Tazminat Talebinde Bulunabilir Mi?

Manevi tazminat, iş kazasına ya da meslek hastalığına maruz kalan çalışanın uğradığı bedensel kaybın neden olduğu acı ve ıstırabı hafifletmeyi amaçlar.

Bu itibarla kişilik haklarında uğranılan zararın karşılanması amacıyla çalışana veya hak sahiplerine manevi tazminat talep etme hakkı tanınmıştır.

 

İşçinin Yaşadığı Kaza Sonrası Cezai Sorumluluk

İşçinin iş kazası veya meslek hastalığına yakalanmasında, işverenin cezai sorumluluğu var mıdır? Bu soruda işveren için “tedbirsizlik” ve “dikkatsizlik” sonucu bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yol açma suçunu oluşturur. Burada kişinin alacağı ceza kazazedenin kusuruna bakılarak verilmektedir.

 

İş Kazalarında İşverenin Tazminat Ödeme Süresi

İş sözleşmesine tabi çalışanlar tarafından işverene karşı açılacak maddi, manevi ve destekten yoksun kalma tazminatlarına ilişkin davalar on yıllık zaman aşımına tabidir. Kamu çalışanları ise, öncelikle zararının tazmini için eylemin tamamlandığı ve zararın kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde ve her halde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde idareye başvuru yapmalıdır. Bu başvuruya cevap verilmesi halinde, cevabın tebliğinden itibaren; cevap verilmemesi halinde 60 günlük bekleme süresinin sonundan itibaren 60 gün içinde idari yargıda tam yargı davası açılmalıdır. Bu sürelerde tazminat ödemeleri alınabilmesi noktasında büyük önem arz etmektedir.

 

Sigortasız İşçinin İş Kazası Bildirimi

Sigortasız çalıştırdığı işçinin iş kazası bildirimini yapan işverenin sorumluluğu nedir? Sigortalılık hakkı yasal bir hak olup aynı zamanda mecburidir. Sigortasız çalışan kişi sigortalı çalışan bir işçi gibi her türlü haktan yararlanabilir. Tüm bu soru cevaplar aslında ülkemizde gerek iş kazası anlamında gerekse de meslek hastalığı anlamında ciddi bir sorunun olduğunu ortaya koymaktadır. Bunun dışında iş kazaları veya iş yerinden kaynaklı meslek hastalıkları noktasında yapılması gerekenler ve işin uzmanı avukat desteği ortaya çıkmaktadır.

 

İş Kazasında Avukat Seçimi

İş kazaları ülkemizde sık rastlanan ancak süreçlerin uzadığı mahkeme, bilirkişi, heyet, üst mahkeme, tahkim istinaf vb. süreçlerde kazazedenin ciddi bir mağduriyet yaşadığı alandır. Türkiye’de iş kazaları noktasında işçi bedeni hasarı ile uğraşırken bir yandan da yasal prosedürü takip etmek zorundadır. Zira ülkemizdeki kanun hızı ve akışı işçinin haklarını kısa sürede teslim edecek durumda değildir. Bu noktada yaşanan iş kazalarında iş kazası avukatından destek almak önem kazanmaktadır. Peki kaza yaşadık avukat seçimini nasıl yapacağız diye bir soru soracak olursanız onu da şöyle açıklamakta fayda var. Ülkemizde iş kazaları üzerine çalışma yürüten avukat ve hukuk bürosu bir elin parmaklarını geçmeyecek durumdadır. İş kazaları diğer dava türlerinden çok farklıdır. Bu konuda seçeceğiniz avukatın;

 

İş kanunu

İşçilerin sağlık hakları

İşçi işveren hakları

Genel vücut sağlık bilgisi

Kaza sonrası heyet rapor bilgisi

Aktüer hesaplama

vb. alanlarda uzman olması gereklidir. Bu ayaklardan birine sahip olmayan avukat işçi hakları noktasında dava sürecinde kişiyi zarara uğratabilmektedir. Bu anlamda iş kazası geçirmiş kişi iş kaza avukatı seçimi yaparken kişinin uzmanlığı, geçmiş dava deneyimleri ve referanslarını baz alarak vekalet noktasında işlem yapması kendisi için yararlı olacaktır. İş kazaları birçok nedenden ötürü meydana gelebileceğinden meslek hastalıklarından ayrılmaktadırlar. Yine iş kazası sayılan meslek hastalıkları noktasında da avukat seçimi özenle yapılmalıdır. Meslek hastalıklarında mahkemeler yine işçi kazalarında olduğu gibi mağdur tarafın yanında yer alsa da bu konuda deneyimli bir avukatla çalışmak size bir çok avantaj sağlayacaktır. Sadece meslek hastalığı avukatlığı yapan bir birey, meslek hastalığının tespiti, bunun raporlanması ardından da ortaya çıkan kararın tazmini noktasında sizlere büyük katkı verecektir. İş kazası avukatı veya meslek hastalığı avukatının ayrıca aktüer hesaplama bilgisine sahip olması dava sürecinde kişinin hakları noktasında büyük bir artı olacaktır. Kişi eğer meslek hastalığı noktasında deneyimli ise bu alanda kazanılan tazminat miktarı ve sürecin kısa tutulması noktasında kazazedeye büyük katkısı olacaktır. İş kazası ve meslek hastalığı noktasında tazminat hesaplaması için sitemizdeki ilgili linki tıklayarak bilgi alabilirsiniz. Eğer bu konuda aktüer destek talep ederseniz ofisimizi arayarak uzmanlarımızdan da danışmanlık alabilirsiniz.

İş Kazasından Kaynaklanan Tazminat Davaları

İş Kazası ile ilgili düzenlemeler 6331 sy İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununda yer almaktadır. Bu kanunda iş kazası “İşyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hale getiren olay” şeklinde tanımlanmıştır. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa ulaşmak için tıklayınız. 

 

 

Bu tanıma göre, işyerinde veya işyerinde olmamakla birlikte, işin yürütümü nedeniyle meydana gelen her türlü kaza iş kazası niteliğindedir. Bu tanım gereği, bir kazanın iş kazası olup olmadığının tespitinde, İş Kanunu’na göre işyeri sayılan yerlerin önemi vardır.

 

İşyeri Sayılan Yerler Nerelerdir?

İşyerinin üretim ve çalışması ile bağı bulunan ve işyeri yönetimi altında bulunan yerlerin işyeri sayılacağı tartışmasızdır. Bununla birlikte dinlenme, yemek, uyku, emzirme, bakım, mesleki eğitim ve revir olarak kullanılan eklentiler ile işyerinin avlusu da işyerinden sayılacak ve burada yaşanan kazalar iş kazası niteliğinde olacaktır.

 

İşyeri Araç ve Servislerinde Yaşanan Kazalar İş Kazası Sayılır mı?

İşin yapılması sırasında kullanılan, işyeri araçları da işyerinden sayılır ve bu araçlarla yapılan kazalar da iş kazası olarak nitelenir. Yine işverenin sağladığı servis aracında geçirilen kazalar da iş kazası niteliğindedir. Yargıtay bazı kararlarında işçinin, iş yeri dışında servis aracından inip işyerine yürüyerek giderken veya servis aracı beklerken geçirdiği kazayı da iş kazası olarak kabul etmiştir.

 

İş Kazası Durumunda İşçiye Sağlanan Hak ve Ödenekler Nelerdir?

Kazanın sonuçlarına ve meydana getirdiği zarara göre işçiye ödenmesi gereken haklar;

 

Geçici iş göremezlik ödeneği

Sürekli iş göremezlik geliri

İş kazası sonucunda ölüm meydana gelmişse, ölen işçinin ailesine bağlanan ödenekler

Ölen işçi için cenaze ödeneği

İşçinin maaş bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneği

İş Kazası Bildirimi Ne Şekilde Yapılır?

İşyerinde iş kazası meydana gelmesi durumunda, Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirim yapılması zorunludur. Bu zorunluluk İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 14. Maddesi ile düzenlenmiş ve  kuruma bildirim yükümü işverene yüklenmiştir.

 

Bu düzenlemeye göre, işveren, işyerinde meydana gelen iş kazasını, kazadan sonraki üç iş günü içerisinde kuruma bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlüğünün yerine getirilmemesi sonucunda kanun bir takım yaptırımlar öngörmüştür.

 

İş Kazasının İşverence Kuruma Bildirilmemesinin Sonuçları

Kanunun 26. Maddesinde, işverenin iş kazasını kuruma bildirmemesi durumunda idari para cezası öngörülmüştür. Bu madde hükmüne göre, yasal süre içerisinde gerekli bildirimi yapmayan işverene iki bin TL tutarında idari para cezası uygulanacaktır.

 

Bununla birlikte işçinin, kuruma ihbar etmesi durumunda, ihbar tarihine kadar geçen sürede işçiye ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği, işverenden tahsil edilecektir.

 

İşçinin İş Kazasını Kuruma Bildirmesi Mümkün Müdür?

İşverenin, yasal süre içerisinde kuruma bildirim yapmaması durumunda, işçi de kuruma ihbarda bulunabilir. Bu durumda işveren yukarıda açıkladığımız yaptırımlara maruz kalır.

 

Ayrıca işçinin iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davası açması durumunda da, Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirim yapması ve kazanın iş kazası olup olmadığının tespiti ve mükerrer ödemelerin önlenmesi açısından gerekli görülmektedir.

 

Konuyla ilgili Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 2006/5863 E, 2006/9097 K, 28.9.2006 tarihli kararı;

“506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununda, sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen ve sigortalıyı bedence veya ruhça arızaya uğratan olay, iş kazası olarak kabul edilmiştir. İşveren, iş kazasını en geç iki gün içinde Sosyal Sigortalar Kurumuna bildirmekle yükümlüdür…. 

 

Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere, SSK tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda, öncelikle zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası niteliğinde olup olmadığının tespit edilmesi, haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin de belirlenen tazminattan indirilmesi gerekir.

 

İşyerinde, işvereni tarafından darp edilen davacı sigortalı işçinin, işitme kaybına uğraması sonucu oluşan maddi ve manevi zararının giderilmesi için maddi ve manevi tazminat talep ettiği davada, SSK’nın olaydan haberdar edilmediği anlaşıldığından, olayın iş kazası sayılması ve meslekte kazanma güç kayıp oranının saptanması ile Kurum tarafından gelir bağlanması için SSK’ya başvuruda bulunması, SSK ve işvereni hasım göstermek suretiyle tespit davası açması için davacıya süre tanınmalı, sonucuna göre karar verilmelidir” şeklindedir.

 

İş Kazası Ödeneklerinden Faydalanmak ve İş Kazası Nedeniyle Tazminat Davası Açabilmek İçin Gerekli Kıdem Süresi Nedir?

İş Kazası ödeneklerinden faydalanmak ve bu konuda dava açabilmek için kanun herhangi bir kıdem şartı aramamaktadır. İşçi, işe başladığı ilk gün dahi iş kazası geçirirse, bu ödeneklerden faydalanabilir ve dava açabilir.

 

İş Kazası Nedeniyle Açılacak Tazminat Davasında Hangi Zararlar Talep Edilebilir?

İş kazası sonucunda meydana gelen bedensel zarar durumunda işçi tarafından;

 

 Tedavi giderleri,

İş kazasından kaynaklanan geçmişe dönük kazanç kaybı,

İş gücü kaybından dolayı geleceğe yönelik uğranılan maddi zarar talep edilebilir.

İş kazası sonucunda ölüm halinde işçinin mirasçıları ve ekonomik desteğinden faydalananlar tarafından;

 

Ölümden önce bir tedavi süreci gerçekleşmişse, tedavi giderleri,

Cenaze giderleri,

Destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilir.

Her iki durumda da ayrıca manevi tazminat talep edilebilir.

 

İş Kazası Tazminatı Nasıl Hesaplanır?

İş kazasından kaynaklanan tazminat miktarı, kazanın niteliği, işçide yarattığı ve ileride yaratacağı bedensel zarar, neden olduğu iş gücü kaybı oranı, işçinin yaşı, geliri, yaptığı işin niteliği gibi kriterler dikkate alınarak hesaplanır.

 

Maddi tazminat davasında, kurumca karşılanmış olan zarar kalemleri ve ödenekler, hesaplanacak maddi tazminat miktarından mahsup edilir.

 

İş kazası nedeni ile manevi tazminat talep etmek mümkündür. Manevi tazminat, kural olarak, meydana gelen olayın yarattığı manevi yıkım, üzüntü, çekilen acı gibi zararların tazmini için istenen bir tazminat türüdür. Dolayısıyla objektif bir hesaplama kriteri bulunmamaktadır.

 

Ancak yukarıda saydığımız kriterler manevi tazminat miktarının belirlenmesinde de etkili olacak; bununla birlikte “tazminat zenginleşme nedeni olamaz” kriteri de sınırlayıcı bir kural olarak manevi tazminat miktarının belirlenmesinde dikkate alınacaktır.

 

İş Kazası Davasında Yetkili Mahkeme Neresidir?

Kural olarak, iş kazalarına ilişkin davalarda yetkili mahkeme, işveren şirketin yetkili merkezleri ve kaza yerindeki iş mahkemeleridir.

Ancak Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2014/11828 E, 2014/17436 K , 15.09.2014 tarihli kararında, HMK’ nın haksız fiilden kaynaklanan davalar için öngördüğü yetki kurallarının iş kazası davalarında da uygulanacağı kabul edilmiş ve davacı işçinin yerleşim yeri mahkemelerinin de davaya bakmaya yetkili olduğuna karar verilmiştir.

 

“HMK’ nın “Haksız Fiilden Doğan Davalarda Yetki” başlıklı 16.maddesine göre haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. 

 

5521 Sayılı Kanun’’un 5. maddesinde, bu maddeye aykırı sözleşmenin muteber olmadığı belirtilmek suretiyle yetkinin kesin ve kamu düzenine ilişkin olduğu belirtilmiş ise de iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davalarda HMK’ nın 16.maddesinin uygulanma yeri olup olmadığının tartışılması gerekmektedir.”

 

İşçinin Korunması İlkesi

İş Hukuku Yargılama Kurallarının, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Mevzuatının temel prensibi olan “işçinin korunması temel ilkesi” ne uygun düşecek biçimde yorumlanması Anayasa’ nın 2.maddesinde tanımını bulan Sosyal Hukuk Devleti’ nin gereğidir. 5521 sayılı Kanun’un 5.maddesinde yer alan yetki kuralı ve sözleşme yasağı; işçilerin çalışmalarından doğan alacak ve tazminat haklarını en az giderle ve mümkün olan suretle elde etmelerine ve sözleşmelere işçi aleyhine yetki kuralı konulmasına engel olmaya yönelik olup diğer yasalar ile işçiler yararına getirilen düzenlemelerin uygulanmasına engel olacak biçimde veya genele yönelik getirilen bir hakkın işçiler yönünden uygulanma imkanını ortadan kaldıracak biçimde dar yorumlanması doğru değildir. 

 

1086 sayılı HUMK’ un 21.maddesinde yer almayan ve zarar görene haksız fiilden doğan davasını zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da yerleşim yeri mahkemesinde açma imkanı veren HMK’ nın 16.maddesi 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olup önceden planlaması veya iradesi olmaksızın zarara uğrayan mağdurun kendi yerleşim yeri mahkemesinde dava açmak suretiyle hak araması kolaylaştırılmak istenmiştir. 

 

…. özel Kanun ile getirilen seçimlik yetkiyi Sosyal Hukuk Devleti’ nin gereklerine ve “işçinin korunması temel ilkesi” ne uygun ve karşılaştırmalı hukuktaki benzerlerinde olduğu gibi işçi yararına genişlettiği kabul edilerek HMK’ nın 16.maddesinin, 5521 Sayılı Kanun’’un 5.maddesi ile tanınan seçimlik yetki kuralının yanında (ilaveten) uygulanması gerektiği kabul edilmelidir. 

 

Somut olayda, davacının yerleşim yeri Akdeniz Mersin olduğundan davacının seçimlik hakkını HMK’ nın 16.maddesine göre yerleşim yerinin yargı çevresi olarak bağlı bulunduğu Mersin İş Mahkemesi’ nde dava açarak kullanması hukuka uygun olup, mahkemece davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.”

 

İş Kazası Nedeniyle Tazminat Davası Açma Süresi 

İş kazası nedeni ile açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında zaman aşımı süresi, haksız fiile ilişkin genel hükümlere tabidir. Buna göre, kazanın meydana geldiği veya zararın ortaya çıktığı, zararın boyutlarının öğrenildiği (kesin maluliyet raporunun öğrenildiği tarih) tarihten itibaren iki yıl, her halükarda, kazanın meydana geldiği tarihten itibaren on yıl içerisinde davanın açılması gerekmektedir.

 

Tazminat Hesaplaması için iletişime geçebilirsiniz.